AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ

31

2014 ARALIK

30

SEKTÖRDEN YANSIMALAR

#Beyin bedava…

Zekâ ve yetenek 
kavramlarının 
eleştirel bir 
biçimde ele 
alınmasını hedef 
alan, II. Zekâ 
ve Yetenek 
Kongresi, 
ODTÜ’de 
düzenlendi.

T

ürkiye Zekâ Vakfı (TZV), 29-30 Kasım 
2014 tarihlerinde Ankara ODTÜ-Kültür 
ve Kongre Merkezi’nde 2. Zekâ ve 
Üstün Yetenek  Kongresi’ni düzenledi. 

Kongrenin açılışını TZV Başkanı Emrehan Halıcı 
yaptı. Konuşmasında zekâ ve yetenek kavramları 
kadar bilginin önemine de dikkat çeken Halıcı, 
zekâ ve yetenek alanında yapılan çalışmalar, 
TBMM’de kurulan komisyon; BTYK’da alınan 
strateji kararı; MEB’de oluşturulan uygulama planı 
ve strateji belgesi iyi niyetli ve umut verici adımlar 
olarak anlattı. 

“Ancak Türkiye’nin bilgi, zekâ, yetenek alanlarında 
çok daha yoğun mesai sarf etmesi gerekliliği 
açıktır. Bilgiyi, yeteneği, zekâyı, araştırmayı, 
yaratıcılığı hayata geçirmek Türkiye için ikincil 
değil, birincil nitelikte, stratejik bir öncelik olmak 

durumundadır” diyen Halıcı, zekâ ve yetenek 
üzerinden sağlanan kazanımların evrensel 
olduğunu ve sağladıkları gelişimin yalnızca 
yerel ölçekte değil, dünya ölçeğinde hayatı 
kolaylaştırdığını, zenginleştirdiğini ve daha sağlıklı, 
daha mutlu hâle getirdiğini belirtti.
Halıcı, nüfus profili ve teknoloji kullanım/
okuryazarlık düzeyinin, Türkiye’nin bilgi, zekâ, 
yaratıcılık gerektiren alanlarda büyük bir 
potansiyele sahip olduğunun altını çizdi. 

“Türkiye’nin konumu, iyi bir kullanıcı ve yer yer 
iyi bir izleyici olmanın ötesine geçmelidir” diyen 
Halıcı, edilgen tutumdan etkin tutuma geçmenin 
önemini vurgulayarak, salt üstün zekâ/üstün 
yetenekli çocuklar için değil tüm bireyler için 
eğitim sistemimizde topyekûn bir dönüşüme gerek 
olduğuna işaret etti. 

Ekonomi “Bilgi ve zekâ Ekonomisi”ne dönüşmeli

 

Doğru ve güncel bilgiyi doğru bir biçimde kullanmanın 
yeterli olmayacağına değinen Halıcı, “Türkiye yalnızca 
bilgiyi kullanan değil, yeni bilgi ve teknikler geliştiren bir 
ülke mertebesine ulaşmak durumundadır. Bu çerçevede 
gerek endüstri gerek hizmetler alanında, gerekse de 
diğer bütün sektörlerde, kamu yönetiminde, tarımda, 
hayvancılıkta bilgiyi ve zekâyı üretim süreçlerine dâhil 
etmemiz, bir diğer ifadesiyle ekonomimizi bir ‘Bilgi ve 
zekâ ekonomisi’ne dönüştürmemiz gerekmektedir. 
Bilgiyi geliştirmek için de bütün toplumsal, ekonomik 
ve hatta siyasi süreçlerin merkezine insanı, zekâyı, 
özgür ve yenilikçi düşünceyi, araştırmacılığı, yaratıcılığı 
koymalıyız” diye konuştu. 
Alanında uzman akademisyenler, kamu görevlileri, 
sivil toplum kuruluşları (STK), anne-baba ve çocukların 
katıldığı kongrede çocuk/genç ve yetişkin psikiyatrisi 
Prof. Dr. Yankı Yazgan çağrılı konuşmacı olarak yer 
aldı. “Benden Başka: Zekâ, Yetenek ve Sosyal İletişim” 
adlı sunumda bulunan Yazgan, “Üstün zekâ ve yetenek 
gelişimi çerçevesinde beynimizin ‘sosyalleşme’ sistemi 
nasıl gelişiyor?,  Beynimiz başkalarını anlayabilme 
becerimizi nasıl belirliyor?, Bir çocuğun ya da gencin 
zekâ ve yeteneği keşfedildiğinde neler yapılabilir?, Her 
iki alandaki üstün özelliklerin bireyin kendi hayatını 
ve içinde yaşadığı toplumu geliştirici etkileri olmasını 
sağlayacak ‘ara unsur’lar nelerdir?” sorularını tartıştı. 
TZV Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ziya Selçuk, 
Kongre kapanış konuşmasında; yasaları, mevzuatı, 
müzakereleri, yazışmaları bir kenara koyarak asıl “zekâ 
ve yetenek” konusunu algılayış biçimimizin önemli 
olduğunu belirtti. Neye yetenek, neye zekâ dediğimiz 
konusunda ortak bir dil kullanmamız gerektiğini 
vurgulayan Selçuk, Türkiye’de zekâya bakış açımızın 
ölçme üzerinde ilerlediğini, testlerin yanlış uygulamalar 
ile duyguları istismar ettiğini, ailelerin ellerindeki 
raporlarla kapı kapı dolaşmalarının zaman kaybı 
yarattığını ifade etti.
Kongre sosyal medyada #beyinbedavahasthag’iyle konu 
oldu.