SİMGE

(*) Bs. Müh., Bilişim Ltd. Paz. ve Satış Md.

     Türkiye Bilişim Derneği Yönetim Kurulu II. Başkanı

AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ

41

2014 ARALIK

40

BAYRAK YARIŞI

TBD Genç Grubu’nun 
gerçekleştirdiği tanışma 
toplantısına giderken 
duyduğum heyecanı 
sözcüklerle anlatabilmek çok 
zor. Gençler yeni yönetim ve 
başkanlarını seçtikten sonra, 
yeni arkadaşlarıyla tanışmak 
ve görev paylaşımı yapmak 
üzere dernek merkezinde 
toplandılar.

G

ençlerin içinde bulundukları ortam, yalnızca yeni arkadaşlar edinmenin ötesinde bir 

anlam taşımaktaydı. Türkiye Bilişim Derneği’nin 44 yıla yakın geçmişinde yapılanları 

gençlerle paylaşmaya karar verdiğimde hızla hazırlıklara başladım.

Kendilerinden öğrendiğime göre, okullarında bilişim tarihimize ilişkin yüzeysel bilgi 

verilmekteydi. Konular yalnızca yapılanların başlıkları biçiminde anlatılıyordu. Yapılan 

çalışmaların ruhunun yeterince aktarılamadığını gördüm. Geçmişini bilmeyenin, onu inkâr 

edenin geleceği inşa etmesi düşünülemezdi.

Türkiye’nin ilk bilgisayarının geldiği yerin Karayolları Genel Müdürlüğü olduğunu, 30 Eylül 1960 

gününün Türkiye’nin bilgisayarla tanıştığı gün olduğunu anlatınca zamanda yolculuk yaptıklarını 

hissettim.

Bilişim sözcüğünün “Bilgi” ve “İletişim” sözcüklerinin birleşimi olmadığını, Yunus Emre 

tarafından 700 yıl önce kullanılan öz Türkçe sözcük olduğunu, bilginin paylaşılmasını ifade 

ettiğini aktardım. Bilgisayar sözcüğünün ilk kez 1969 yılında Aydın Köksal tarafından dilimize 

kazandırıldığını anlattım. 

Dergilerin zenginliğinin yalnızca içeriğinde olmadığını, kapaklarının da öyküleri olduğunu, 

kendilerinin de benzer şekilde tasarlayacakları dergi kapaklarında buna dikkat etmeleri 

gerektiğini vurguladım. Karlı bir İstanbul sabahında okulların tatil edildiğini öğrenemediği 

için, yani bilgiye erişemediği için, soğukta yola çıkan küçük kızın donarak ölmesinden etkilenip 

kapakta soğuğu simgeleyen kardan adamı kullandığımı anlattım...

Pazar sabahı sıcak yataklarından kalkıp geldikleri yerin anlamını biraz daha kavramalarını 

sağlayabilmek için verdiğim örnekler, genç meslektaşlarımda da heyecan uyandırdı.  

Gönülden yer aldıkları, topluma katkı vermek için bulundukları Türkiye Bilişim Derneği’nin 

temel görevlerinden birinin “Dönüşüm” olduğunu belirttim. Bu dönüşümün yalnızca teknolojik 

bir dönüşüm olmayıp insanların yaşamını kederden, üzüntüden mutluluğa dönüştürmek 

olduğunu anlattım. 

Gençlerdeki bu istek, heyecan ve güçlü iradeyi görünce bayrağı teslim edebileceğimiz güvenilir, 

çağdaş ve aydınlık bir kuşağın yanıbaşımızda olmasından mutluluk duydum. Bu gençlerle 

hedefimizin yalnızca 2020 ile sınırlı olması düşünülemez, 2050 ve ötesi de TBD’nin hedefleri 

arasında yerini bulmuştur bile... 

Bizden öncekilerden alacağımız bayrağı, ona zarar vermeden daha da yücelterek bizden 

sonrakilere gönül rahatlığı ile emanet edebileceğiz...

İ. İlker Tabak*

[email protected]