AYLIK BİLİŞİM KÜLTÜRÜ DERGİSİ

7

2014 ARALIK

6

Pazar Ola! 
Caz müziğinden hoşlanmayanlara hep şunu derim: ”Herkesin sevdiği bir caz vardır, ama sen daha 
seninkiyle karşılaşmamışındır!”  Friedrich Nietzsche (1844 -1900) de aynı durumda bir felsefeci…  
Felsefe tarihinde çok özel bir yeri olmakla birlikte her söylediği herkes tarafından paylaşılmaz, 
anlaşılmaz ve hatta sevilmez… Uzaktan kibirli gibidir, yakından çarpar…  Ama herkesin mutlaka 
hoşlanacağı bir düşüncesi vardır Nietzsche’nin… Yaşam öyküsü de trajik bir şekilde sonlanmış…  
Onun “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabında “Pazar Yerindeki Sinekler Üstüne” başlıklı ilginç bir şiiri var… 
Şiiri internetten bulabilirsiniz, ben bazı bölümlerini yazıma koymak istedim:  

Pazar Yerindeki Sinekler Üstüne
Yalnızlığına kaç dostum ! Seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş,
küçüklerin iğneleriyle de delik deşik olmuş görüyorum. 
(…)
Yalnızlığın bittiği yerde, pazar yeri başlar; 
pazar yerinin başladığı yerdeyse, büyük oyuncuların gürültüsü
ve ağılı sineklerin vızıltısı başlar. 
Dünyada en iyi şeyler dahi, göstereni olmazsa değersizdirler:
bu göstericilere büyük adam der halk. 
Halk pek anlama z büyükten, yani: yaratıcılıktan.
Ama büyük şeylerin bütün göstericilerinden ve oyuncularından hoşlanır.
Yeni değerler yaratanların çevresinde döner dünya - görünmeden döner. 
Oysa oyuncuların çevresinde döner halk ve şan: “dünyanın gidişi” böyledir.
Ruh vardır oyuncuda; ama ruhun vicdanı pek yoktur. 
O hep, en çok inandırdığı şeye inanır - kendine inandırdığı.
(...) 
Gösterişli soytarılarla doludur pazar yeri - ve halk övünür büyük adamlarıyla.
Bunlar onca o anın efendileridirler. 
(...)
Bu dediği dedik, bu sıkıcı kişileri kıskanma, ey gerçek tutkunu !
Dediği dedik kişinin koluna hiçbir zaman asılmamıştır gerçek. 
(...)
Pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey.
Hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan.
Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. 
Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç ! 

Şiirde en çok yeni değerler yaratmanın pazardan uzak olmayla ilgilisi olduğuna dair bir dize ilgimi çekti. 
İlginçtir, bugünün yazılım ve internet devlerini kuranlar başlangıçta pazarda değillerdi, üniversitelerde 
ve garajda, yani pazardan uzakta,  kendi kendilerine, kendi yanlızlıkları içinde kafalarındakini 
üretiyorlardı. Sonra o ürettikleri yeni bir pazarın temellerini oluşturdu ve onlar da şimdi pazarın efendisi 
oldular... 
Pazar, bir akıntı bir çalkalanma yaratıyor. Pazarın içinde kalanlar o akıntıya, çalkalanmaya kapılıyor. 

Akıntı en çok kâr eden ürünü bulmak için bir 
yarışa sokuyor. Bunun için akla önce kellik 
ilacı veya cips üretimi gibi ürünler geliyor… 
Pazarda nereye yüzeceğinizi bilmezseniz, 
kendinizi tanımazsanız, pazarın akıntısına 
kapılıp gidersiniz… Palazlanmayı bekleyen 
zayıfın pazar akıntısına kapılarak küresel 
ölçekte büyüme şansı yok…  Olsa olsa özel 
şartlar sonucunda tek tük yerel kefeni 
yırtmalar yaşanabiliyor…  
Pazarda akıntıda bile kalabilmek için ortak 
doğru ve yalanları söylemeğe gereksinim 
var… 
Doğrularda sorun yok ta yalanlar tam bir zaman, emek ve para yitimi… 
Şimdi iğneyi sektörümüze batıralım…Yılda yüze yakın çoğu birbirinin 
benzeri olarak düzenlenen pazarlama, cilalama ve turizme hizmet eden 
toplantı, sempozyum ve seminerlerde, özellikle açılışlarda, pek çok 
ortak doğru yanında pek çok da sektör yalanı (bunların içinde beyazı 
var, umut pompalamaya hizmet edeni var, biri iki göstereni var, sıfırı bir 
edeni var) söyleniyor. Söyleniyor ama dinleyiciler bunu yutuyor mu hiç 
sanmam. Pazar durumu, deyip geçiyorlar… Özellikle böyle toplantılar 
bana konuşmacının yutma ve yutturma yönetimi konusundaki becerisini 
gösteriyor…

Bu sayıda, Türkiye Bilişim Derneği’nin düzenlediği 31. Ulusal Bilişim 
Kurultay’ını ayrıntılı olarak veriyoruz. TBD, bir yıldan bu yana, şimdi 
bin beş yüz kişiye yaklaşan uzman gönüllüler ordusuyla büyük bir 
çalışma başlattı.  AB Sayısal Tek Pazar dahilindeki 136 hedef, kırk 
uzmanlık grubu tarafından paylaşıldı ve Kurultay’da bu hedefler yerli ve 
yabancı uzmanlar tarafından ele alındı, tartışıldı ve raporlandı. Bilişim 
hedefleri açısından dünya nerede, biz neredeyiz, ne yapmak gerekiyor 
sorularına yanıtlar verildi… Sadece “bilgi” ortaya kondu… Dolayısıyla 
pazar akıntılarına kapılmamak için kimi başlangıçlarda kullanılacak 
bir birikim elde edildi ve ülkemizin bilişim profili çizildi… Uzmanlık 
grupları izleme ve denetleme görevlerini önümüzdeki yıllarda da 
sürdürecekler… Bize de bu gelişmeleri size yansıtmak düştü…
Pazarla başladık, pazarla bitirelim: Pazarı bilelim, pazarla akmak 
küçük yenilikler getiriyor, yaratıcılığı değil... Nietzsche yüz küsür yıl 
öncesinden bunu söylemiş… 
Anımsayalım…
Şen Kalın

Koray Özer

[email protected]